Sidebar

22
Pzt, Eki

Bugün, basın ve ifade özgürlüğü, ülkemiz demokrasisi açısından iki kritik karara tanık olduk.

İlkin meslektaşımız Deniz Yücel'in tahliye haberiyle sevindik. Anca bu, buruk bir sevinçti. Deniz daha ilk günden yandaş gazeteler ve ekranlarda, muktedirler tarafından meydanlarda suçlu, terörist ve casus ilan edilmişti. İddianamesiz, suçlamasız, delilsiz bir yıllık tutukluluğunun önemli bir bölümü tecrit içinde geçti.

Başbakan Yıldırım'ın Almanya ziyaretinin ve burada verdiği sözlerin hemen ardınadn Deniz Yücel'in serbest bırakılması onun bir rehine olduğunun ve adalet sisteminin ne halde olduğunun açık bir göstergesidir. Deniz’in “kirli pazarlıkların parçası olmak istemiyorum”  siteminin ne kadar doğru ve haklı olduğunu tahliye haberini getiren gelişmeler ispatlamış oldu.

Haksız ve hukuksuz bir biçimde bir yılı aşkın süredir özgürlüğünden yoksun bırakılan değerli meslektaşımız Deniz Yücel aramıza hoş geldin.

Bugün ayrıca gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'a ömürboyu hapis cezası verildi.

Geçmişte iktidarın siyasi operasyonları kapsamında aralarında gazetecilerin de olduğu muhalif kesimlere dönük saldırılarının parçası olan, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak'a o dönemde basın ve ifade özgürlüğünün kıymetini hep anımsattık, hatta gazetecliklerini sorguladık. İktidarın kendisine karşı tehlike olarak gördüğü her kesime karşı yürüttüğü hukuki operasyonları savunan, zaman zaman bunun doğrudan parçası olan tutumlarını eleştirdik. Ama bizler fikir özgürlüğünü, demokrasiyi sadece kendimiz için değil tüm insanlık için savunuruz ve bu konuda hiçbir çifte standartımız yoktur.

Gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak'a verilen ömürboyu hapis cezası, hukuki bir karar değil, siyasi bir linçtir ve kabul edilemez.

Bu dönemin yargısının aldığı kararlar da tıpkı cemaat yargısının, 12 Eylül yargısının kararları gibi tarihe birer utanç olarak geçecektir.

Tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını, OHAL uygulamasının derhal kaldırılmasını ve KHK'larla yaratılan mağduriyetlerin giderilmesi talebimizi tekrarlıyoruz.

Demokrasi, barış, basın ve ifade özgürlüğü için mücadelemiz sürecek.

 

DİSK BASIN-İŞ