Sidebar

20
Pzt, Ağu

Cumhuriyet gazetesi davası, iktidarın ‘daha fazla’ demokrasi ve bağımsız yargı vaadinin hemen ardından hayal kurmaya başlayanların dahi hemen ayaklarını yere basmasını sağladı. Mahkeme, Silivri'ye kaçırılan duruşmada malumu ilan etti. Şaşırdık mı? Hayır!

Yanlış anlaşılmasın, zaman zaman yaptığımız açıklamalarda, gazetecilerin serbest bırakılmasını istememiz, adalet isteğimiz aslında hukuksuzluğu teşhir amaçlıdır. O kararların altına imza atanlara bir gün o imzanın sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını hatırlatmak içindir. Yoksa, 70’li yılların ortalarında DGM’leri kapattıran DİSK’in geleneğinden geliyoruz ve adaletin nasıl elde edildiğini de biliyoruz.

Uzun söze gerek yok. Cumhuriyet gazetesi davası ulusal ve uluslararası kamuoyunun gazetecilerin nasıl dört duvar arasına konulduğunu, nasıl ‘terörist’ ilan edildiğini görmesini sağladı. Adları kamuoyu tarafından bilinsin veya bilinmesin özgürlükleri elinden alınan tüm meslektaşlarımız benzer yargılamalar sonucunda hapsedildiler. Birçok arkadaşımız ise hapis cezası ile yargılanıyor. 

Uluslararası platformda basın özgürlüğü konusunda her yıl biraz daha gerileyen Türkiye’de ‘daha fazla’ demokrasi, ‘daha’ bağımsız yargından değil, olsa olsa iktidar medyasının çok sevdiği literatür ile ‘sözde’ demokrasi ve ‘sözde’ bağımsız yargıdan söz edilebilir.

DGM’lerin kapısına kilit vuran emekçiler olarak biliyoruz ki, birlikte olursak bu baskı ortamını geriletebiliriz. Bugün demokrasi ve özgürlük isteyenler de en az faşizmin tetikçiliğini yapanlar kadar cüretkar olmak, güçlerini birleştirmek zorundadır.

Demokles’in Kılıcı üzerilerinde sallanmaya devam etse de Cumhuriyet emekçileri dört duvar ardından çıktı. Bugünden itibaren herkesi halen hapiste bulunan diğer meslektaşlarımız için de dayanışmayı sürdürmeye davet ediyoruz.