Sidebar

16
Cu, Kas

Etkinliğimiz 27 Ocak günü Avcılar Eğitim-Sen Şubesi’nde gerçekleştirildi. Anket sonuçları açıklandıktan sonra toplantıya katılan işçilerin de sorunlarını aktarmasının ardından çözüm bölümüne geçildi. Bu bölümde çeşitli çözüm önerileri üzerine konuşup kararlar aldık.

Toplantı sonucunda üç karar aldık.

1- İşçilerin ihtiyacı olan sağlıklı bilgidir. Bu bilgi için sendikamız matbaa emekçilerinden teşekkül edecek bir iletişim ağı oluşturmayı hedeflemektedir. Bunun görünür olması için “DİSK Matbaacılar” adlı bir facebook grubu oluşturmaya karar verdik. Bu grupta mevcut matbaacı gruplarındaki bilgi paylaşımlarının yanı sıra çalışma hayatına dair kısa videolar yer alacak.

2- Anket çalışması sonucunda ücret ve işçi sağlığı konularında çok sıkıntı yaşandığını ve hakların tam olarak bilinmediğini tespit ettik ve bu konularla ilgili yeni bir anket düzenleme kararı aldık.

3- Toplantımıza katılan emekçilerin çalışma hayatıyla ilgili temel bilgilerin verileceği eğitimler yapma kararı aldık.

 

Anket Sonuçları

Anketimizi sektörümüzün genelini yansıtacak biçimde yapmaya gayret gösterdik. İşkolumuzdaki işletmelerin büyük kısmı 10’dan az işçinin çalıştığı işyerlerinden oluşurken küçük bir kısmı 10’dan fazla işçinin çalıştığı işletmelerden oluşmaktadır. Bu nedenle küçük işletmelerin yoğunlukta olduğu Topkapı’daki 2.Matbaacılar Sitesi, Odin İş Merkezi, Emintaş Matbaacılar Sitesi, 1. Matbaacılar Sitesi, Kazım Dinçol Emintaş Matbaacılar Sitesi, Güven Sanayi Sitesi, Fatih Sanayi Sitesi’nde anket çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Diğer anketlerimizi ise Kıraç, Esenyurt, Haramidere, Silivri, Bağcılar, Küçükçekmece, Kartal iletişimde olduğumuz emekçiler vasıtasıyla emekçilere ulaştırdık. 

İşkolumuzdaki sendikalaşma oranı yüzde 5 civarında olduğu için katılımcıların yüzde 5’i sendikalı, yüzde 95’i sendikasız işçilerden oluştu.

Anketimize 165’i yüz yüze görüşme ve 35’i internet üzerinden olmak üzere 200 emekçi katılmıştır. Katılımcıların 31’i baskı öncesi (CTP operatörü, klişeci, montajcı, grafiker, mürekkep, pantograf), 87’si baskı (çoğu ofset, flekso, gestetner, damla baskı, serigraf, etiket, oluklu, slotter), 68’i baskı sonrası (Mücellit, katlama, sıvama, klasör, ortacı, harmancı, ayıklamacı, giyotin kesim, pedallı kesim, kazanlı kesim, maşalı kesim, bobst, selafon, lak, varak, tel dikişçi), 12’si idari personel (üretim müdürü, üretim planlama, iş takip, kalite kontrol, sekreter) ve 2’si baskı dışı (fasoncu) bölümlerde çalışmaktadır.

Katılımcıların yaş ortalaması 36,6’dır. En genç katılımcımız 17 yaşındayken en yaşlısı 64 yaşındadır.

Ücret – alım gücü

Haberlerde ekonomimizin büyüdüğü söylense de matbaa emekçileri bu büyümeden nasibini almamış bulunmaktadır. Ekonomi kimin için büyüyor sorusunu sadece 2 emekçi ‘’işçilere’’ şeklinde yanıtlamıştır. Yüzde 97’lik kısım ekonomik büyümenin patronlara ve siyasilere yaradığını belirtmiştir.

Öyle ki, anketimizi yanıtlayan matbaa emekçilerinin yüzde 81’i ücretiyle geçinememektedir. Ücretiyle rahatça geçinebilen yüzde 19’luk kesimin yarısından fazlasını işe yeni başlamış ve ev geçindirme derdi olmayan genç emekçiler oluştururken kalan kısmın da büyük çoğunluğunu eşi de çalışan ve birlikte maaşlarıyla ancak geçinebilen kesim oluşturmaktadır. Ücretiyle rahatça geçinebilen az bir kesim ise müdür veya yönetici pozisyonundadır.

İşçilere OHAL sürecinde yaşadıkları ekonomik değişiklikleri de sorduk. Bu süreçte işçilerin %56,4’ünün maaşları %10 – 15 arasında artarken yüzde 18,6’sının maaşı %5 – 10 arasında, yüzde 8’inin maaşı %15 – 20 arasında artmıştır. Yüzde 20 – 25 arası artış işçilerin %3,7’sinde gözlenirken yüzde 25’ten fazla artış %1,6’sında gözlenmiştir. Bu soruya ‘’Hiç artmadı yanıtını verenlerin oranı da yüzde 11,7’dir. Bu veriler ışığında ortalama maaş artışı yüzde 10,5 civarında gerçekleşmiştir.

Emekçilerin temel harcamalarından faturalardaki artışlar ise şu şekildedir. İşçilerin yüzde 33,5’inin fatura masrafları %15 – 20 arasında artarken yüzde 21,8’inin yüzde 25’ten fazla artmıştır. Yüzde  19, 1’ininki %20 – 25 arası artarken %18, 1’inin %10 – 15 arası artmıştır. Fatura masrafları %5 – 10 arası arttı diyen işçilerin oranı yüzde 2,7 iken ‘’hiç artmadı’’ diyenlerin oranı %4,8’dir. Bu durumda anketimize katılan işçilerin fatura masrafları son bir buçuk yılda yüzde 18 civarında artış göstermiştir.

Yine emekçilerin temel harcama kalemlerinden olan mutfak masraflarında da benzer bir urum söz konusudur. Yüzde 37,2’sinin mutfak masrafları yüzde 25’ten fazla artarken yüzde 30,9’unun %20 – 25 arası artmıştır. Yüzde 15 – 20 arasında artış emekçilerin %18, 1’lik bir kesiminde gözlenirken yüzde 8,5’inde %10 – 15 arası artmış gözlenmiştir. Yüzde 5 – 10 arası artış emekçilerin %1,1’inde gözlenirken işçilerin yüzde 4,3’ü ‘’Hiç artmadı yanıtını vermiştir. Böylece işçilerin son bir buçuk yıldaki mutfak harcamaları yüzde 21 seviyesindedir.

Anket çalışmamızda kira artışı, kredi borcu durumu, ev sahipliği ve diğer bileşenler yer almasa da OHAL sürecinde işçilerin maaşlarına yapılan zam temel geçim maddelerine ve hizmetlerine yapılan zammın çok üstündedir. Maaşlar yüzde %10,5 artsa da faturalar %18, mutfak harcamaları %21 artmıştır. İşçinin alım gücü büyük ölçüde düşmüştür.

Düşük ücret politikası – göçmen işçiler

Devletin izlediği asgari ücret politikasının yanı sıra emekçilerin temel haklarındaki kayıplar, mahkemelerin uzun sürmesi ve dava açmanın zorlaşması 30’dan fazla işçinin çalıştığı orta ve büyük ölçekli işletmelerde ücretin düşük olmasına neden olmaktadır. Küçük işletmelerde ise bu etmenlerin üzerine yükselen Dolar ve Euro nedeniyle kağıt ve hammaddeye gelen zamlar ücretlerin daha da düşmesine yol açmaktadır. Bu tip işletmelerde sigortasız çalışma ve göçmen emekçilerin çalıştırılması büyük işletmelere göre çok daha yaygındır. Anketimize katılan 200 emekçiden 4’ü Suriyeli 2’si İranlıdır. Dil bilmediği için anketimize katılamayan Suriyeli emekçiler de vardır.

İş güvencesi

Ankete katılan 200 emekçi içinde sadece 2 kişi (%1) işten çıkarılmama garantisi olduğunu savunuyor. Birinin nedeni yönetici olması, diğerinin nedeni de çalıştığı makinada yerine gelebilecek kimsenin kolay kolay bulunamayacağına olan inancı. Bunun dışında işçilerin yüze 99’unun yarın işten çıkarılmayacağına dair bir garantisi yok. Toplu sözleşme ya da protokol bulunmuyor.

İşçi sağlığı

Ankete katılan işçilerin yüzde 65’i yıpranma payı hakkında bilgi sahibi değil. Bu hakkı bilen yüzde 35’lik kesimin büyük çoğunluğu 40 yaş üstü yani 2000’li yıllardan önce işbaşı yapmış kişiler veya emekli olduktan sonra dayanışma sigortası ödeyerek çalışanlar ve emekli olduktan sonra yevmiyeli şekilde ustalık yapan işçiler. Yıpranma payından faydalanan ise bulunmuyor. Bu konu ile ilgili daha detaylı bir çalışma yapılması gerektiği anket sonuçlarıyla da ortaya çıkıyor.

Ankete katılanlardan 77 işçi (yüzde 38,5) meslek hastalığı denilince ilk aklına kimyasallar gelmektedir. Bu kimyasallara bağlı oluşan temel hastalıkların yüzde 14’ünün akciğer rahatsızlıkları olduğu ve 12’sininse kanser olduğu işçiler tarafından düşünülmektedir. Stres yüzde 5 ile kimyasallardan sonra işçinin aklına gelen ikinci meslek hastalığı karamı. Stresi, bel fıtığı (yüzde 3,5), oturma bozuklukları (%3), göz bozuklukları (%3), kağıt tozundan kaynaklanan hastalıklar (%2,5), varis (%2), işitme kaybı (%2) kurşun zehirlenmesi (%1), boyun fıtığı(%0,5) gelmektedir.  Özellikle göz ve oturma bozuklukları grafikerlerde çok sık rastlanan yanıtlarken varis de genellikle kesimcilerde veya el tezgahlarında kutu taslama veya sıvama işi yapan emekçilerin yanıtlarında sıklıkla rastlanmaktadır. Bel fıtığı genelde kağıt taşıyan emekçilere sık görülürken ofset, serigrafi ve mücellit işlerinde yaygın yanıtı kimyasallardan kaynaklanan akciğer hastalıkları ve kanserler oluşturmaktadır. Bunların yanı sıra ‘’Tek bir işi sürekli yapmak, dikkatsizlik’’ gibi olaylı etmenler de verilen yanıtlarda vardır. Örneğin bir matbaa emekçisi çalışma ortamında bulunan solvent türevlerine belli bir süre sonra alışıyor ve bu alışkanlık bağımlılık düzeyine ulaşabiliyor. Bu durum aynı işi sürekli yapma isteği doğurabiliyor buna yoksunluk sendromu adı veriliyor. Ya da yine ortamda bulunan solvent belli bir süre sonra uyuşturucu etki gösterebildiği için dikkatsizlik de gelişebiliyor. Ankete katılan işçilerin yüzde 62’sinin meslek hastalıkları ile ilgili bir fikri varken yüzde 37,5’inin herhangi bir fikri yok.

Ankete katılan işçilerin yüzde 13,8’i iş kazası geçirmiş. Bu iş kazalarının büyük kısmı elini veya parmağını makineye sıkıştırma şeklinde meydana gelirken az bir kısmı el ya da parmak kesilmesi veya kopması şeklinde olmuş. Bu kazaların yüzde 10’u 2000 yılından önce olurken yüzde 90’ı 2000 yılınd1n sonra ve yüzde 57’si 2010 yılından sonra olmuş. Bir iş kazası da Suriye’de çalışırken bir emekçinin başına gelmiş.

Mesleki kaygılar

Ankete katılan emekçilerin yüzde 66’sı matbaacılık mesleğinin bittiğini düşünüyor. Bunun nedenlerinin başında yüzde 40 ile ücretlerin düşük olması, yüzde 37 ile makineleşme ve internet gelirken yüzde 8,5’i yetersiz matbaacılık eğitimini işaretlemiş. Bu şıklar dışında dijital baskının çoğalması, fasonculuk, kağıdın giderek azalması, rekabet, yeni ustaların yetişmemesi, devlet desteğinin olmaması gibi nedenler de mevcut. Burada ortaya çıkan sonuç ağırlıkla düşük ücret politikalarının matbaacılıkta uzmanlaşmayı giderek azalttığını ve matbaacıların yaptıkları işe bir meslek olarak bakmamaları sonucunu doğurmaktadır. 20 yılını mesleğe veren bir ustanın aldığı ortalama ücret 2000 lirayı bulurken mesleğe yeni başlayan emekçinin 1600 – 1700 lira maaş alması mesleki gelişmenin önündeki temel engellerden biridir.

Teknolojinin gelişmesi, makineleşme ve internet sonucu el tezgahları giderek azalsa da düşük ücret nedeniyle teknolojik gelişim mesleki anlamda geliştirici bir faktöre dönüşememektedir. Birçok küçük işletmeci yeni ofset ustası yetişmediği için emekli olduktan sonra da çalışmaya devam eden ofset ustalarını çalıştırmak zorundadır. Benzer şekilde yıpranma payı hakkından yararlandırılmayan veya düşük maaşlarla çalışıp emekli olan birçok ofset ustası da geçim sıkıntısı yaşadığı için veya işsizlikten dolayı bulunduğu hanenin geçimini sağlamak için çalışmak zorundadır.

Düşük ücretler nedeniyle ve mesleğe giren kişilerin matbaacılığa meslek olarak değil de geçimlik iş olarak bakmasını sağladığı gibi ustalık – çıraklık müessesesini de yaralamaktadır. Ankete katılanlardan yüzde 2’lik kesim öğrenci çırak konumundadır.

İlk akla gelen çözüm yolları

Ankete katılan işçilerin büyük kısmı yaşadıkları sorunlarla ilgili ya da hakları ile ilgili bilgileri iş arkadaşından ve internet veya sosyal medya üzerinden ediniyor. Bu durum işçinin bilgiye en kısa şekilde ulaşma isteğini ortaya koyduğu gibi maalesef çoğu teyide muhtaç bilgiler ediniyorlar. İşçilerin yüzde 4 kadarı devletin bilgi edinme hattını ararken yüzde 6’sı avukattan bilgi edinmeyi yüzde 5’i de sendikadan bilgi edinmeyi tercih ediyor. Bu da işçilerin büyük kısmının kesin bilgiye ulaşamadan önemli konularda karar verdiğini gösteriyor.

Sonuç

Matbaacılık, çok sayıda ve birbiriyle bağlantılı meslek gruplarını barındıran bir alan ve bu alanda çalışan emekçilerin büyük kısmının son yıllarda alım gücünün düştüğü, düşük ücret politikaları nedeniyle matbaacılığın mesleki albenisini yitirmeye başladığını, matbaacılarda işçi sağlığı bilgisinin ve bilincinin yetersiz düzeyde olduğunu, bir sorunla karşılaştığında en kestirme ancak güvenilirliği düşük yöntemleri tercih ettiğini tespit ettik.

Bunun yanında matbaa emekçileri yaşadıkları sorunları tarif etse ve nedenlerine dair farklı ama birbirine yakın çıkarımlarda bulunsa da bu sorunlar karşısında örgütlü hareket etmemenin verdiği atalet ve endişe içinde bulunmaktadırlar.

Çözüm ve kararlarımız

Yukarıda bahsi geçen tüm sorunların ortak çözümü bilgi sahibi olmak, bilgiyi pratiğe geçirmek ve bunun içinde birlikte hareket etmek gerekmektedir. Birlikte hareket etmenin organize hali örgütlenmek ya da teşkilatlanmak demektir ve işçilerin yegane teşkilatı sendikalardır. Sendikaların sahibi bir arada hareket eden emekçilerdir.