DİSK Basın-İş, ÇGD, TGC, TGS, TÜRKYAYBİR, TYS ve PEN Türkiye, 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü vesilesiyle bir araya gelerek, gazetecilere yönelik artan baskılara ve tutuklamalara karşı bir açıklama düzenledi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen ortak toplantıda, halkın haber alma hakkının engellenmesine tepki gösterilirken, cezaevindeki gazetecilerin derhal serbest bırakılması talep edildi.

7 ÖRGÜTTEN “ÖZGÜR BASIN” VURGUSU

Türkiye Basın, Yayın, Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRKYAYBİR), Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve PEN Türkiye temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün içinde bulunduğu kritik durum masaya yatırıldı. Meslek örgütleri; halen tutuklu bulunan 15 gazetecinin özgürlüğüne kavuşması gerektiğini vurguladı.

MART AYI TABLOSU: GÖZALTI, TUTUKLAMA VE ERİŞİM ENGELLERİ

Toplantıda söz alan DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, basın üzerindeki baskının sistematik bir hal aldığını belirterek mart ayı verilerini paylaştı:

  • Tutuklamalar: Mart ayı içinde Bilal Özcan, İsmail Arı ve Semih Palancı dahil olmak üzere 3 gazeteci tutuklandı.
  • Hukuki baskı: 3 gazeteciye toplamda 9 yıl 1 ay hapis cezası verilirken, 3 yeni soruşturma açıldı ve 5 dosya davaya dönüştü.
  • Sansür: Mart ayında 53 sosyal medya hesabı ve 75 içeriğe erişim engeli getirildi. Özellikle Yeni Yaşam, Jin News ve Mezopotamya Ajansı gibi mecraların hesapları kısıtlandı.

“GERÇEĞİN PEŞİNDE OLANLARA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

Konuşmasına öldürülen gazetecileri anarak devam eden Dedeoğlu, ifade özgürlüğünün yokluğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Hakan Tosun’dan Metin Göktepe’ye, Uğur Mumcu’dan Hrant Dink’e kadar öldürülen meslektaşlarımızın neden hedef seçildiğini çok iyi biliyoruz. Eğer basın özgürlüğü olsaydı, katillerin isimlerini buradan rahatlıkla haykırabilirdik. Bugün tutuklananların büyük çoğunluğu muhalif, sosyalist ve Kürt gazetecilerdir. Toplum olarak haberi için ölümü ve tutuklanmayı göze alan bu isimlere sahip çıkmak zorundayız.”