ANKARA — Türkiye Basın Yayın ve Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), basın-yayın ve gazetecilik sektöründe sayıları hızla artan ancak yasal statüden ve sosyal güvenceden yoksun çalışan serbest (freelance) emekçilerin haklarını koruma altına alacak kapsamlı bir yasama değişikliği önerisi hazırlayarak TBMM’de grubu ve temsilcisi bulunan siyasi partilere sundu.

DİSK’e bağlı Sosyal İş Sendikası Genel Merkezi’nin toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısında yasa tasarısının detayları kamuoyuna açıklandı. DİSK Basın-İş Genel Başkanı Turgut Dedeoğlu, Disiplin Kurulu Üyeleri Diren Yurtsever ve Derya Okatan ile Freelance Komisyonu Üyesi Av. Zeki Avci’nin hazır bulunduğu toplantıda basın açıklamasını Derya Okatan okudu.

“ESNEKLİK ADI ALTINDA 7/24 MESAİ DAYATILIYOR”

Açıklamada, 27-28 Eylül 2025 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Freelance Emek Çalıştayı çıktılarından hareketle hazırlanan yasa tasarısının gerekçeleri paylaşıldı. “Kendi hesabına çalışma” veya “patronsuz iş yaşamı” söylemlerinin güvencesizliği gizleyen bir kılıf olduğunu belirten Okatan, mevcut sistemin esneklik adı altında serbest çalışanlara 7/24 mesai dayattığını ve işverenleri temel insani ile hukuki sorumluluklardan muaf tuttuğunu vurguladı.

SEKTÖRDEKİ AĞIR TABLO: ÇALIŞANLARIN %88’İ SOSYAL GÜVENCESİZ

Açıklanan verilere göre kültür-sanat ve basın emekçilerinin %88’inin hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan, sigortasız ve sendikal haklardan yoksun çalıştırıldığını vurgulayan Okatan, belirli kuruluşlara sürekli ve yoğun emek veren çalışanların, kıdem ve iş güvencesi haklarından mahrum bırakıldığını; asgari tarife yokluğu nedeniyle ücretlerin tabana doğru çekildiğini aktardı.

ULUSLARARASI MODELLERDEN İLHAM ALAN 3 AŞAMALI DÜZENLEME

DİSK Basın-İş Freelance Komisyonu tarafından hazırlanan yasa tasarısı; Fransa, Almanya ve İspanya’daki başarılı uygulamaları esas alarak Türkiye koşullarına uyarlanmış üç temel sütuna dayanıyor:

  • Zorunlu Yazılı Sözleşme ve Kayıt Platformu (İspanya “TRADE” Modeli): e-Devlet ve Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) entegreli sistemle kayıt dışılığın önüne geçilmesi ve sözleşme zorunluluğu getirilmesi.
  • Asgari Tarife ve Sürekli Çalışma Karinesi (Fransa “Pigiste” Modeli): Taban ücret standartlarının belirlenmesi ve tek veya baskın bir yere sürekli üretim yapan serbest çalışanlar için otomatik işçilik karinesinin tanınması.
  • Üçlü Finansmanlı Sosyal Güvenlik Fonu (Almanya “KSK” Modeli): Devlet, işveren ve çalışan katkısıyla oluşturulacak özel fon sayesinde serbest çalışanların sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının teminat altına alınması.

TBMM’YE VE KAMUOYUNA ÇAĞRI

İş Kanunu, Basın İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu’nda gerekli asgari düzenlemeleri içeren tasarının TBMM’deki tüm siyasi partilere sunulduğunın belirtildiği açıklama şu ifadelerle tamamlandı:

“Türkiye’de temel işçi hakları serbest basın emekçileri için insan onurunun gerisindedir. Özgür basın, ancak hakları teslim edilmiş basın, yayın ve gazetecilik emekçileriyle mümkün olabilecektir. Hazırladığımız yasa tasarısını kamuoyunun ve meclisin takdirine sunuyoruz.”

Açıklamanın tamamı:

Sendikamız DİSK Basın-İş çatısı altında 27-28 Eylül 2025 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediğimiz Freelance Emek Çalıştayı’nda, sektörde faaliyet gösteren serbest çalışanların maruz kaldığı ağır sömürü koşullarını ve sektörel sorunları kapsamlı bir biçimde tespit ettik.

Bugün “kendi hesabına çalışma” veya “patronsuz iş yaşamı” gibi süslü kavramlarla sunulan freelance çalışma modeli, esasında neoliberal sistemin emekçileri güvencesizleştirmek ve işçilik maliyetlerinden kaçınmak için ürettiği bir kılıftır. Bu sistem, esneklik adı altında 7/24 mesaiyi dayatmakta ve işvereni temel yükümlülüklerinden tamamen azade kılmaktadır.

Türkiye’de temel işçi hakları, özellikle 08 numaralı basın-yayın ve gazetecilik işkolu alanında çalışan serbest emekçiler için çağın ve insan onurunun çok gerisindedir. Yasal tanımların darlığı nedeniyle serbest çalışanlar hukuki bir boşluğa, tam bir statüsüzlüğe itilmiştir.

Oysa dünyada ve Avrupa’da bu durum yasal güvencelerle ele alınmaktadır. Fransa’da “pigiste” rejimi ile gazeteciler için ulusal düzeyde asgari tarifeler ve otomatik işçilik karinesi uygulanmaktadır. Almanya’da “KSK” modeliyle sektörel sosyal güvenlik sandıkları kurulmuş, İspanya’da ise “TRADE” statüsüyle zorunlu yazılı sözleşme ve tescil şartı getirilmiştir. Ülkemizde ise serbest basın emekçileri için hiçbir yasal statü veya güvence bulunmamaktadır.

Mevcut durumda Türkiye’deki freelance emekçiler son derece ağır koşullar altındadır. Asgari tarifelerin yokluğunda tabana doğru bir ücret yarışına ve keyfi ödemelere mahkum edilmişlerdir. Kültür-sanat ve basın emekçilerinin %88’i hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan, sigortasız ve sendikal haklardan tamamen yoksun biçimde çalışmaya zorlanmaktadır. Daha da vahimi, birçok serbest çalışan, aslında gelirini belirli birkaç yerden sürekli ve yoğun bir faaliyetle elde ediyor olmasına rağmen, bu yerlere verdikleri düzenli emeğin ve ortaya çıkan kıdemlerinin hiçbir dönüşü olamamakta; iş alamadıkları durumda önceki emeklerinin hiçe sayıldığı bir portre ortaya çıkmaktadır.

Bu krizin çözülmesi ve serbest çalışanların haklarına kavuşması için somut yasama önerilerimizi hazırladık. İspanya’daki TRADE sistemine benzer, e-Devlet ve GİB entegreli Zorunlu Yazılı Sözleşme ve Kayıt Platformu; Fransa modeline benzer Asgari Tarife ve Sürekli Çalışma Karinesi; ve Almanya’nın KSK sistemine benzer, devlet-işveren ve çalışan katkısıyla oluşturulacak Üçlü Finansmanlı Sosyal Güvenlik Fonu önerilerimizi yasa tasarısı olarak oluşturduk. Türkiye’ye özel üç aşamalı bir düzenleme ile, serbest meslek erbabı gibi görünen freelance basın-yayın-gazetecilik emekçilerinin emek yoğunluklarına göre çeşitli hakları kazanabilecekleri bir zemin yarattık.

İş Kanunu, Basın İş Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanunu’nda hedefe yönelik asgari değişiklikleri barındıran ve TBMM’de ulaşabildiğimiz tüm siyasi partilere sunduğumuz bu yasa tasarısını kamuoyunun takdirine arz ediyoruz.

Özgür basın, ancak, hakları teslim edilmiş basın, yayın ve gazetecilik emekçileriyle mümkün olabilecektir.